eve gitmem gerek
her yerdeyim
kendimi ait hissetmediğim her yerden uzaklaşmam gerek.
ne yapmaya çalışıyorum ki? hiçbir yer güvenli değil. her sabah uyanıp gitmek zorunda olduğum okul güvenli değil. bana boş boş bakan onlarca göz güvenli değil. çözmek için çabaladığım sorular gerçek bile değil. parmaklarımın arasında un ufak olan silgi tozları gerçek değil, kurşun kalemimden dökülen formüller, ezber cümleler, aceleyle işaretlenen a’lar, b’ler gerçek değil.
o “güvenli alanım” olan kütüphane aslında güvenli değil, alanım bile değil. ait hissetmeye çalıştığım, her sabah sekizde gidip kendime bir kahve yaptığım mutfağı sıcacık falan değil. soğuk, beton duvarlardan uzakta dursam bile hissedebileceğim kadar soğuk.
annemin, babamın, her şeyden çok sevdiğim kardeşimin olduğu yer benim değil. evim olması gereken dört duvar evim değil.
ama benim eve gitmem gerek.
arkadaşlarım güvenli değil. güvenli olanlar için de ben güvenli değilim. canımdan çok hissettiğim kimsenin evi değilim, onlar da benim evim değil. ama benim eve gitmem gerek.
üşüyorum. sıcak odamda, kalın kıyafetlerimin içinde, yorganımın altında tir tir titriyorum. bu yorgan benim değil, bu oda benim değil ama benim bir odam olması gerek. içinde saatlerce oturmam, ağlamam, gülmem, sıkılmam, heyecanlanmam gerek.
benim bir şeyler hissetmem gerek, eve gitmem gerek.
ama her yerdeyim.
sokaklardayım, kütüphanedeyim, okuldayım gülümsüyorum. derse giriyorum ve çıkıyorum. bir kedi seviyorum eğilip, sonra geri kalkıyorum. seviyorum, aşık oluyorum ama bunu yaparken ben ben değilim. kendimi bulmam gerek; eve, evime gitmem gerek.
ama her yerdeyim.


